1:00 pm - Dikkat Göz Kalemi Kullanılırken Düşünülmesi Gerekenler
12:57 pm - Dudak Makyajı Bakın Nasıl Yapılır? İnce Püf Noktaları
12:52 pm - Selülit Sorunlarınızdan Kurtulmanın Yolları ve Tedavisi
12:47 pm - Cildinizi Yaşatmak Elinizde: Zararlı Alışkanlıklar
12:42 pm - Yağlı Ciltleriniz için Sizlere Krem Önerileri
12:37 pm - Çikolata Maskesi Yapımı Bakın Nasıl?
12:27 pm - Allık İpuçları ve uygun Makyaj
12:22 pm - Leke Tedavisinde Etkili İki Yöntem Bunlar Lazer ve Peeling
12:18 pm - Tüyleri Kılları gidermenin yolları
12:15 pm - Epilasyon Sırasında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
“Tam o sırada salonda hepsi kahkahalarla gülüyorlardı, sinirim bozuldu.”
Gülüşmeler bana ait olmayan bir eğlencenin sesi gibiydi. Sanki ben evin bir köşesinde görünmez olmam gereken bir eşyaydım. Elimde tepsiyle kapının eşiğinde durdum, içeri girmek istemedim. İçimden bir ses “bundan sonra yeter” diyordu. O odalara bir daha hizmet etmek istemiyordum.
Tepsiyi mutfağa bıraktım. Tam arkamı dönecekken abisi arkamdan seslendi. Tonu küçümseyiciydi, yüzüme bakarak konuşmuyordu bile. “Ne oldu, küstün mü?” dedi alayla. O an içimde biriken her şey dilime dolandı. İlk defa sesimi yükselttim. Bana bu şekilde konuşamayacağını söyledim. Evimde, kendi evimde bu muameleyi kabul etmeyeceğimi haykırdım.
Abisi yerinden kalktı, üzerime doğru bir ismim attı. Sözleri sertleşti, bölge bir anda gerildi. O gülüşmeler kesildi ama konumunu buz gibi bir sessizlik aldı. Kocama baktım; tek bir sözcük etmedi. Ne beni savundu ne de hali yatıştırmaya çalıştı. İşte o an kalbim kırıldı. Sadece abisiyle değil, onun suskunluğuyla da kavga ediyordum.
Dayanamayıp kocama döndüm. “Bu evde ben senin neyim?” diye sordum. Gözlerime bakmadan, kızgın bir şekilde “abartıyorsun” dedi. Abartmıyordum. Senelerdir biriktirdiğim kırgınlıklar o cümlede patladı. Bağırmaya başladık, seslerimiz yükseldi, kapılar çarptı. Onun amacıyla konuklarına huzuru, benim onurumdan daha önemliydi.
O gece odama kapandım. Arkalarından ne söylediler bilmiyorum, bilmek de istemedim. Yatağın kenarında oturup saatlerce düşündüm. Bu evlilikte yalnızdım. O an anlismim ki mesele tek bir gece değildi; mesele bana devamlı hissettirilen değersizlikti. İşte boşanma kararı o tartışmanın içersinde değil, o yalnızlığın içersinde kesinleşti.
O gece odama kapanmam uzun sürmedi. Kapıyı kilitlemiştim ama kalbim kilitlenmemişti; her ses içime işliyordu. Salondan hâlâ konuşmalar geliyordu, kısık ama rahatsız edici fısıltılar… Adımı duydum, sonra gene gülüşmeler. Yerimde duramismim. Kapıyı açıp çıktım.
Salona girdiğimde herkes bana bakıyordu. Abisi koltuğa yayılmıştı, sanki olan bitenle hiç ilgisi yokmuş gibi rahat duruyordu. Dayanamismim, direk ona döndüm. Bana saygısızlık ettiğini, bu evde bu tür konuşamayacağını söyledim. Sesim titriyordu ama susmuyordum. İlk defa kendimi savunuyordum.
O da boş durmadı. “Burası da kardeşimin evi” dedi, sanki ben misafirmişim gibi. İşte o an ipler koptu. Kocama baktım, gene sessizdi. Bu sessizlik beni bağırmaktan daha çok yaralıyordu. “Bir kere olsun benim yanımda dur” dedim. “Bir kere olsun bana eşin gibi davran.”
Kocam sinirle ayağa kalktı. Bana değil, hale kızıyordu. Misafirlerin önünde tartışmak istemediğini söyledi, sanki her şeyin nedeni benmişim gibi. O an anlismim ki mesele kimin haklı bulunduğu değil, kimin daha az mesele çıkardığıydı. Ve ben onun gözünde hep mesele olmuştum.
Arkadaşları bölgeı toparlamaya çalıştı, konuyu değiştirdiler ama bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi değildi. O gece herkes erkenden dağıldı. Ev sessizleştiğinde bu sessizlik huzur vermedi, daha da ağırlaştı. Mutfakta karşı karşıya geldik. Bana bağırmadı, ama söyledikleri bağırmaktan daha acıydı. “Böyle davranacaksan zor olur” dedi. Zor olan esasen buydu.
Sabaha kadar konuşmadık. Aynı evde iki yabancı gibiydik. Ertesi gün annesine gitti, ben evde kaldım. Günler bu tür geçti; araya girenler oldu, “idare et” diyenler oldu. Ama kimse bana ne hissettiğimi sormadı. Herkes evliliği kurtarmaya çalışıyordu, beni değil.
İşte o zamanlarda fark ettim: Şimdilik boşanmamıştık ama oldukça kopmuştuk. Aynı çatı altındaydık ama aynı doğrultuda değildik. Bu hal beni samimi içe tüketiyordu ve bir şey yapmam gerekliliğini biliyordum, yalnızca cesaretimi toplamaya çalışıyordum.