1:00 pm - Dikkat Göz Kalemi Kullanılırken Düşünülmesi Gerekenler
12:57 pm - Dudak Makyajı Bakın Nasıl Yapılır? İnce Püf Noktaları
12:52 pm - Selülit Sorunlarınızdan Kurtulmanın Yolları ve Tedavisi
12:47 pm - Cildinizi Yaşatmak Elinizde: Zararlı Alışkanlıklar
12:42 pm - Yağlı Ciltleriniz için Sizlere Krem Önerileri
12:37 pm - Çikolata Maskesi Yapımı Bakın Nasıl?
12:27 pm - Allık İpuçları ve uygun Makyaj
12:22 pm - Leke Tedavisinde Etkili İki Yöntem Bunlar Lazer ve Peeling
12:18 pm - Tüyleri Kılları gidermenin yolları
12:15 pm - Epilasyon Sırasında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
Düğün günümde, kayınvalidem ve kayınpederim babamı beş yüz davetlinin önünde aşağılayıp ona “çöp” dediler. Nişanlım güldü. Ben de düğünü iptal ettim. Ardından babam, bir milyarder olduğunu açıkladı ve hayatım sonsuza dek değişti.
O gece Ankara şehir merkezindeki Büyük Aurora Oteli, adeta bir kraliyet sarayı gibi parlıyordu. Kristal avizeler mermer zeminleri altın rengi bir ışığa boğuyordu. Güllerle kaplı bir duvarın yanında bir yaylı çalgılar dörtlüsü usulca çalıyor, salonu zarif bir melodi dolduruyordu. Yüzlerce davetli balo salonunu doldurmuştu; ipek elbiseler, özel dikim takımlar, şampanya kadehleri ve fısıltı hâlindeki dedikodular… Altın yaldızlı sandalyelerden katedral şeklindeki görkemli düğün pastasına kadar her ayrıntı aylarca titizlikle planlanmıştı.
Ve tüm bu ihtişamın tam ortasında ben duruyordum.
Benim adım Burak Kaya. Herkesin imrendiği damat olmam gerekiyordu; siyah smokinimle, dünyanın sevdiğimi sandığı kadının yanında duruyordum. Melis Demir—Anadolu genelinde serveti, finans gücü ve gayrimenkulleriyle tanınan, etkili Demir Ailesinin varisi. Nüfuzları efsaneydi. Kibirleri ise ondan da meşhurdu.
Ancak bu zarafetin altında göğsümde ağır bir sıkıntı vardı. Bunun sebebi evlilik değildi—Melis’i önemsiyordum, en azından öyle sanıyordum—ama ailesinin babama nasıl baktığını biliyordum.
Babam Selim Kaya, balo salonunun arka tarafında tek başına oturuyordu. Üzerinde temiz, ütülü ama manşetleri biraz yıpranmış sade gri bir takım vardı. Ayakkabıları eskiydi ama özenle parlatılmıştı. Ellerini masanın üzerine sakin bir şekilde koymuştu. Yemeğe dokunmadı. Sadece bana bakıyordu—hayatım boyunca tanıdığım o sessiz, sarsılmaz duruşla….devamını okumak için Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.